28 Nisan 2013 Pazar

Leon




“Leon” filmini Fransızların ünlü yazar/yönetmenlerinden Luc Besson yazıp yönetmiş. Kendisini taxi, transporter, danny the dog, joan of arc ve fifth element filmleriyle tanıyoruz. Aventür filmleri ortalama üstü olan yönetmenimizin en iddialı olan filmi leon’dur. Leon’da belki de aksiyondan öte duyguyu ön plana çıkarabildiği ve alışılmamış bir senaryoyu sergilediği için filmimiz çoğu otoriteye göre güzide kült filmler arasındadır. Benim en favori filmlerimden değil ancak filmin çok güzele birkaç yüz metre yakın olduğunu söyleyebilirim. Tabii biraz da bayan olmak, salya sümük ağlayabilmek lazım.
 


Başrollerde ise küçücük haliyle sevimli mi sevimli, çok acayip tatlı bi şey olan natalia portman, jean reno ve favorilerimden gary oldman yer alıyor. Gary oldman’ın en iyi üç performansından biri bana göre leon’daki oyunculuğudur. Çok fazla gözükmez ama yeteri kadar tatmin edebilir insanı. Tvlerde pek çok gördüğümüz, özellikle yerli yapımlarda, serbest, kendi başına buyruk polislerden en orijinali serpico’dan sonra stan’dır. İnsanın kötü polis olası geliyor. Peki insanın bu filmden sonra seri katil olası geliyor mu veya o hayata ve karizmasına özenesi geliyor mu? Tabii ki hayır. Seri katilimiz olan jean reno çok sıkıcı bir hayat yaşamaktadır ve filmden izlemesi kolay gelir insana 20 metre kare yerde sıkışıp kalmak. Benzer vurguları “le samourai”de de yapmıştım. Karizmatik gelebilir ama sıkkınlık daha ağır basacaktır.


Gary oldman’ın filmdeki Beethoven hayranlığı en çok hoşuma giden detay olmuştu. Hem bu filmdeki rolü hem de kendisi benim gibi sıkı bir Beethoven hayranıdır. “fırtına öncesindeki sessizliğe bayılıyorum bana beethoven’ı hatırlatıyor”, bir diğer sahnede ise “açılışlardan sonra eserleri biraz sıkıcı olabiliyor, o yüzden ateş etmeyi kestim”  diye söylemiştir. Buradaki yorumları çok hoşuma gitmişti. Serseri tayfanın genelde beethoven’ı sevdiğini de çoğu filmde ve gerçek kesitlerde denk gelmişsinizdir. Bunda stan'ın dediği gibi çılgın ritim artışlarının cinayete ve gerilime benzetilmesi ana sebep galiba. Ben de katil olsam Beethoven dinleyerek işimi yapar ve ona olan sevgimi belli ederdim, nedendir bilinmez ama sadece Beethoven sempatisiyle insanların gözünde daha güçlü olurdum. Gary oldman’ın aynı sene oynadığı bir diğer film olan harika şey "immortal beloved"da beethoven’ı canlandırdığını da unutmayalım. O filme ileride mutlaka değiniriz.



Natalia portman’ın her zaman için savunucularından olmuşumdur. Yahudi olduğu için bu kadar başarılı, iddialarına şiddetle karşıyım. Kendisi inanılmaz derecede yetenekli ve entelektüel bir insandır. Buradaki rolü de en iyi çocuk performanslarından biridir. Favori çocuklarım ise; “canım kardeşim”deki kahraman, “to kill a mockingbird”deki scout ve “taxi driver”daki iris. Filmimizdeki bir diğer önemli oyuncu da danny aiello’dur ki kendisini godfather-2’de tony rosato rolüyle görmüştük. Pentangeli’yi öldürmeye çalışırken “Michael corleone says hello” demişti de öldürememişti ya hani, şimdi hatırladın mı bebeğim?
 

Peki film bu kadar güzel de niye ödül felan alamamış diyebilirsiniz. Filmimiz oskarlara yabancı film dalında bile aday gösterilmemiş. Hollywood yapımı olarak çekilseydi de ödül felan alamazdı çünkü 1994 senesi çok bereketli bir yıldı. O senenin filmleri ise şunlar; forrest gump, pulp fiction, legends of the fall, ed wood, the lion king, speed ve uçuk filmlerden The Adventures of Priscilla, Queen of the Desert. Hey yavrum filmlere bak. Şimdilerde güzel film olmadığı için ucuz eserlere hem ödüller gidiyor hem de sinemalarda paracıklarımız. 90'ların sinema yaratıcılığından çok uzaktayız, milenyumdan sonra bir cenabetlik var ama çözemedim.
 

Filmimiz kiralık bir katil ile zavallı küçük bir kızın kesişen yaşam öykülerini anlatıyor. Konu çok klişe olsa da bir de bu yorumu izlemek gerekli. Filmin ilk versiyonunda genç kız ile yaşlı adam arasında daha açık sahneler bulunsa da dünya genelinde gösterimi sizlerin de dvdlerde izleyebileceğiniz halidir. Ve bence bu haliyle çok daha güzel ve manidar olmuştur. Filmde açık tek bir diyalog ya da sahne olmamasından ötürü (american beauty gibi mesela) final sahnelerindeki samimiyet ve katilin ilk aşkına olan özlemi herkesi duygulandırmıştır. Finalin de güzelce bittiğine inanıyorum. Ayrıca finalde çalan güzel müziği de film müzikleri bölümüne koydum, çılgınca dinleyebilirsiniz.
 

Kendi dalında güzel bir film olan ve oyunculuklar beraber kültler arasında girebilmiş bu filmi izlemenizi tavsiye ederim. Belki siz filmin sonunda ağlayıverirsiniz. Çok öptüm sizi lo.





Leon film eleştirisi

3 yorum:

  1. Kız olsam diye başlayan cümleler olur ya hani başkan bu film o film işte sonuna da yapıştır Sting i tamamdır =) benim bu film de yaşadığım bi sendrom vardı. Her film de başımıza gelebilir ama burda niyeyse istemesem de, hem de istemeden taraf tutuyodum Leon abiden yana unutamadığım tek yanı budur.

    YanıtlaSil
  2. Hhahahah hocam yazılarını çok seviyorum ama biraz fazla önyargılı bir adamsın bence :)Sanırım işim gereği kaba bir hesapla 2500 civarı film izlemişimdir ayrıca erkeğim ve Leon en sevdiğim film :) Neyse eline sağlık yine de, farklı ve rahat yazım tarzını seviyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bebeğim takibin için saol

      son paragrafı da değiştirdim

      kib bye...

      Sil