4 Ağustos 2012 Cumartesi

Get The Gringo




“Get the gringo” filmini Adrian Grunberg yazıp yönetmiş, kendisi orta sınıf bir yönetmen olup aventür filmleri de fena değildir. Filmimizin senaristlerden biri de başroldeki Mel Gibson. Mel gibson, son 10 yıldır hayranlarını adeta hayal kırıklığına uğratmıştı, bunda kaç yıldır evli olduğu 7 tane bebesinin analarından boşanması ve iddialı yapıtlarda yer alamaması etkili oldu. “The passion of the christ” filminden sonra adeta holivıd ona yüz çevirmişti belki de kendi kendini soyutlamak istedi bilinmez ama eski günlerinden uzak olduğu bir gerçek.


Birkaç yıl önce Yahudilerden de şiddetli tepkiler almıştı. Yahudilerle arası “the passion of the christ” ile biraz açılmış ardından da sosyal ortamlarda Yahudiler'e ufak çaplı hakarette bulunduğu için veya dalga geçtiği için diyelim Yahudiler bunu fişlediler, haliyle de artık çok iddialı bir projede yer alması zor gözüküyordu. Ben, birkaç yıl önce bu Yahudilerle olan atışmasından sonra artık bunun kariyeri bitti demiştim ama hala tutunmaya çalışıyor.


“Get the gringo”nun ilk defa fragmanını izlediğimde açıkçası filmi çok bayağı ve ucuz sahnelerle dolu olarak nitelendirmiştim. Ama boş bir zamanımda mel gibson'un da hatırıyla izledim ve inanır mısınız filmden baya bi keyif aldım. Sonu belli olan sıradan aksiyon filmlerine benzese de senaryoyu ve filmin akışını çok beğendim. Mel gibson, filmde yaşlı bir kurt, yaşlı bir dolandırıcı ve en önemlisi de mükemmel bir toplum mühendisi olarak karşımıza çıkıyor. Amerikalı polislerden kaçtığı bir sahnenin sonunda onu Meksika'da hapishanede görürüz. Meksika'da genel olarak Amerikalılar'a "gringo" diye hitap edilir. Hapishaneye girdikten sonra iyi bir toplum mühendisi nasıl olunur hepimize göstermiştir.


Buralardaki sahneleri anlatmak veya yorumlamak mümkün değil. Hapisten sonra yaptığı kısa telefon görüşmelerinin ardından hedeflerine ulaşması inanılmaz güzeldi. Clint eastwood taklidi yaptığı yerler çok zekice. Toplum mühendisliği demişken benim de bu filmde değinmek istediği konu bu. Geçenlerde bir arkadaşımdan bir kitap ödünç aldım. Kitabın ismi “aldatma sanatı”, yazarı da Kevin D. Mitnick. Kitap ünlü yasal dolandırıcılardan yani toplum mühendislerinden mitnick’in sıra dışı yaşam öyküsünü ve acayip tiyolar içeren toplum mühendisliği öykülerini içeriyor. Sanırsın ki kitap çok akıcı ama değil, zar zor bitirebildim. Hepsi sizin için şerefsizler yoksa sırada bir sürü kitap vardı.


“Para ya da mal çaldığınızda birileri onun kaybolduğunu anlarlar. Bilgi çaldığınızda çoğu zaman bunu kimse fark etmez, çünkü bilgi hala ellerindedir.” diyor yazar ve kitabın her örneğinde bu gerçek üzerine çeşitli idrakı zor cümleler kuruyor. Eğer şirket sahibiyseniz kitabı mutlaka okuyun en azından bir göz gezdirin derim. Kitapta inanılmaz hoşuma giden bir toplum mühendisliği örneğini de sizlerle paylaşmak istedim;


Hikayenin adı “bir sentlik cep telefonu”. Yazının buradan sonrasını direk kitaptan veriyorum; “Pek çok insan bir mal alacakları zaman daha ucuzunu bulana kadar araştırırlar; toplum mühendisleri ise daha ucuzunu aramazlar, bir ürünün fiyatını daha aşağı çekmenin yollarını ararlar. Örneğin bazen bir şirket öyle bir pazarlama kampanyası düzenler ki göz ardı edemezsiniz. Buna karşın toplum mühendisi teklifi inceler ve bu alışverişten nasıl daha kazançlı çıkabileceğine bakar. Bir süre önce ülke çapında iş yapan bir GSM operatörü büyük bir promosyon yapmıştı. Şirketin tarifelerinden bir tanesine abone olduğunuzda bir sent ödeyerek yeni bir cep telefonuna sahip oluyordunuz. 


Birçok insanın oldukça geç fark ettiği üzere, bir cep telefonu tarifesine abone olmadan önce dikkatli bir müşterinin sorması gereken bir yığın soru vardır. Hizmetin analog, dijital ya da her ikisi birden olup olmadığı; sabit ücretlerin ne kadar olduğu gibi sorular. İşin başından, abonelik taahhüdü süresinin ne kadar olduğunun bilinmesi özellikle önemlidir. Yani, kaç ay ya da yıl abone kalmanız gerekecek? Philadelphia’da oturan bir toplum mühendisini hayal edin. Bir cep telefonu şirketinin abone olunduğunda vereceğini söylediği ucuz cep telefonunu çok beğenmiş, ancak telefonla birlikte sattıkları tarifeden hiç hoşlanmamış. Sorun değil. İşte bu işi kotarmanın yollarından biri;


İlk görüşme: Ted
Toplum mühendisi ilk iş olarak, bir elektronik eşya mağazalar zincirinin west girard’daki mağazasına telefon eder.
-electron city. Ben ted
-merhaba ,ted. Ben George. Birkaç gün önce bir cep telefonuyla ilgili olarak bir satış görevlisiyle konuşmuştum. Hangi tarifeyi istediğime karar verdiğimde onu arayacağımı söylemiştim ama adını unuttum. O bölümde akşam mesaisinde çalışan adamın adı nedir?
-birden fazla kişi var. William olabilir mi?
-emin değilim. Belki de william’dır. Görünüşü nasıl?
-uzun boylu zayıfça
-sanırım o. Soyadı ne demiştin?
-hadley. H-A-D-L-E-Y
-tamam, oydu. Ne zaman orada olacak?
-bu haftaki mesai çizelgesini bilemiyorum ama akşamcılar beş gibi gelirler.
-çok iyi. Onu bu gece bulmaya çalışırım o zaman. Teşekkürler, ted.


İkinci görüşme: Katie
Bir sonraki görüşme, aynı mağazalar zincirinin North broad caddesi’ndeki mağazasıyla yapılır.
-merhaba,electron city. Ben katie, size nasıl yardımcı olabilirim?
-katie, merhaba. Ben William hadley, west girard mağazasından.işler nasıl bugün?
-biraz yavaş. Ne oldu?
-Şu bir sentlik cep telefonu promosyonu için gelmiş bir müşterim var. Hangisini kastettiğimi biliyorsun değil mi?
-biliyorum. Geçen hafta onlardan birkaç tane sattım.
-o promosyon kapsamındaki telefonlardan elinde daha var mı?
-bir yığın
-harika, çünkü az önce bir müşteriye ondan bir tane sattım. Adam kredi kartıyla ödedi; kontratı da imzaladık. Sonra depoya baktım ki elimizde hiç telefon kalmamış. Çok mahçup oldum. Bana bir iyilik yapabilir misin? Telefonu almak için müşteriyi sizin mağazaya göndereceğim. Ona bir sent karşılığında telefonu satıp, fatura düzenler misin? Bir de, nasıl programlanacağını anlatabilmem için, telefonu aldıktan sonra beni araması gerekiyor.
-elbette gönder onu buraya
-tamam. Adı ted. Ted yancy


Adının ted yancy olduğunu söyleyen bir adam North broad caddesi mağazasına geldiğinde katie, bir fatura düzenler ve adama bir sent karşılığında cep telefonunu satar. Her şey “mesai arkadaşının” ondan rica ettiği şekilde gelişir. Kadın zokayı yutmuştur. Ödeme zamanı geldiğinde müşterinin cebinde hiç bozuk para yoktur. Bu yüzden kasada bir sentlerin durduğu küçük bölmeye uzanır, bir tane alır ve ödeme yaparken bunu kadına verir. Telefonu bir senti bile ödemeden almıştır. Artık aynı marka telefonu kullanan başka bir GSM gitmekte ve istediği tarifeyi seçmekte özgürdür. Tercihen hiçbir taahhüt gerektirmeden aydan aya bir tarife seçecektir.


Bu hikaye benim çok ilgimi çekti, kitabı okuduktan sonra insanda bir hastaneyi arayıp ben sağlık bakanlığı müfettişlerinden hikmet görkem ya da bir askeri lojmanı arayıp ben albay bilmem ne diyesiniz geliyor ama ben yapamadım yapsam olurdu gerçi. Çünkü kitapta da bahsedildiği gibi telefonun diğer ucundaki kişiden ilk saniyede üstün olduğunuz için sizi sorgulama cesaretinde bulunamıyorlar ve bilgiler teker teker size ulaşıyor.


Film sıradan gözükmesine rağmen şu ramazan günlerinde akşamları izlenebilecek cinsten. İzlerseniz bir şey kaybetmezsiniz. Bu arada wachowski kardeşlerin son filmleri olan “cloud atlas”'ı fragmandan izlediğim kadarıyla söyleyeyim baya bir beğendim. Bu kadar zamandır film çekmemelerinin bir sebebi vardır diyeceğiz gibime geliyor. Son batman filmine gideceğimi önceden sizlere söylemiştim. Çıktığı gün gittim de, film güzel fena değil. Ama herhalde çok beklentim vardı ondan olsa gerek abartılacak bir finali yok. İkinci film daha güzeldi. Artık iyilerin bir şekilde kazanmasından da gerçekten sıkıldım. Ayrıca gotham halkı ile batman'in de iyi insan olduklarına inanmıyorum. Neyse yakında bir sıkıntı olmaz ise özgün bir projeyle karşınızda olurum, hayırlı ramazanlar…




Get The Gringo film eleştirisi

1 yorum:

  1. Başkan ucundan Batman e göndermişin yapma ya yapma böyle şeyler beni yaralıyosun zira =)

    YanıtlaSil