17 Haziran 2012 Pazar

Scarecrow



Bu haftaki filmimizin adı “scarecrow”. Filmi Jerry Schatzberg yönetmiş. Kendisi fazla meşhur olmamakla beraber al pacino'yu belki de sinema sektörüne sokan adamdır. Al pacino'yu, al pacino yapan ise tabii ki Francis ford coppola idi. Yönetmenin bir diğer güzel sayılabilecek filmi ise yine al pacino'nun başrolünde olduğu (ciddi anlamda ilk başrol denemesi) “panic in the needle park”dır. Filmimizin başrollerinde en iyi 10 oyuncu listemde olan, çok sevdiğim, inanılmaz karizmatik ve entelektüel insan al pacino ve yine çok başarılı oyunculardan olan gene hackman yer alıyor. Al pacino'nun bir diğer güzel karakteristik özelliği ise sinemaya ve tiyatroya çok değer verip her türlü fedakarlıkta bulunmasıdır. Böyle anlatıyorum ama zannedersiniz ki 10 tane oskarı var, hayır dış mihraklar al pacino'ya türlü türlü oyunlar oynamaktadırlar, bu yüzden sadece bir tane oskarı vardır.


Filme geçmeden önce bazı okuyucularıma serzenişlerde bulunmak istiyorum. Bazen bloğun istatistiklerine bakarken insanların google'dan hangi kelimeleri aratıp siteme geldiğini maalesef görebiliyorum. Uzun süredir dikkatimi çeken bir grup olduğunu düşündüğüm abullabut şahsiyetler, acayip acayip şeyleri arayarak siteme geliyorlar. Google'a arattırdıkları kelime ve kelime gruplarından bazılarını hiç değiştirmeden veriyorum: “kız amı”, “hayalimizdeki sevişmek”, “filin götüne elini sokan adam”, “toplu sevişmeli film”, “hassiktir”, “Azrail resmi gerçek”. Öncelikle çok değerli okuyucular, (bunları google'da aratan okuyucular için) beyin damarlarınızda dolaşan kanı sikeyim. Amına koduğumun küçükken topu inşaata kaçmış ayarsızları. Kız amı ne demektir ulan. Hadi bunu yazdın benim siteye nasıl geldin piç. Bu amına koduğumun sapığı görsellerden kız amı aratıyor düşünebiliyor musunuz. Ulan cahil abaza 21. yüzyıldayız bilmem kaç yıldır her evde internet var ve sen bunu aratıyorsun. Bi tane adamı mağaraya bağlasak, 30 yıl sonra tüm her şeyi öğretip bak bu senin karşı cinsin bu da şeyi desek o adam bile daha estetik bir şekilde abazalığını giderir. Yani aklım fikrim almıyor çok değerli okuyucular biz nasıl insanlar ile beraber yaşıyoruz ya. Daha neler arayıp da geliyorlar da işte yazamıyorum.


Bir insan abazadır olabilir hastalıktır, hormonsaldır felan. Ama bir insan hem abaza hem de cahil olursa korkacaksın. Sen kanepeye uzanıp dinlenirken, tatlı bir rüzgarın eşliğinde hayallere kapılmışken kimleri hangi ortamlarda nasıl şey yapıyorsun düşünemiyorum. Senden korkuyorum “kız amı” okuyucum. Seninle tanışmak felan da istemem bir daha da bu siteye girersen gider babaanneni bulur döverim. Hadi bu abaza ve mal dedik, “filin götüne elini sokan adam”ı aratan okuyucum, canım benim, bebeğim senin içinde çok büyük bir canavar var. Evladım o nasıl bir tabirdir lan. Yıllardır belgesel izlerim bir sürü fil gördüm, hikayelerini dinledim hiç aklıma filin götüne el sokasım gelmedi. Azrail resmi gerçek’i aratana ise fazla bir şey demeyeceğim çünkü bunlardan toplumda çokça var. Bunlar direk mal, ya sen Allah'ın meleğinin resmini google görsellerde aratacak kadar uçmuş olamamalıydın be moruk. Yakında seni flash tv'de görmeyi umut ediyorum.
 

Neyse filme dönelim; scarecrow filmi çoğunluğun aksine benim en sevdiğim al pacino filmlerinden biridir. Ve sonu itibariyle hem şaşırmış hem de çok duygulanmıştım. Filmimiz belki de en iyi yol hikayesi filmlerinden biridir. Hapisten yeni çıkmış, yaşlılığa yeni yeni merhaba diyen, bencil, huysuz max (gene hackman) ile dünyanın en tatlı, en saf, en iyi arkadaşı Francis lionel ‘lion’ delbuchi (al pacino) nin herhangi bir yolda tesadüfen tanışıp yol boyunca arkadaş olmaları ve başlarından geçenler filmin ana öyküsüdür. Max dediğimiz adam yıllardır para biriktirmiştir çünkü araba yıkama işiyle uğraşacaktır ve hapis günlerinde bu işin her türlü ayrıntısını düşünmüştür. Lion ise hiç görmediği çocuğuna para göndermektedir, doğru düzgün bir işi de yoktur.


Al pacino'nun godfather'dan sonra böyle bir projede yer alabilmesini takdir etmek gerekir. Proje benim için çok güzel ama ikinci godfather öncesi böyle bir karakteri canlandırmak büyük risk ister. Don Michael gidiyor yerine şebeğimsi hareketler yapıp arkadaşını güldürmek isteyen dünyanın en iyi, en zararsız insanı çıkıyor. Film çok fazla para getirmedi ve çoğu eleştirmen de bu filmi sıradan diye nitelendirdi ama hepsinin amına koyuyum bu film benim arşivimde olan bir film. Acayip hoşuma gidiyor. Bir arkadaşlık öyküsü, basit insanların hayalleri, yeri geldiğinde sevdikleri için her şeyleri yapabilenleri daha nasıl görebilirdik merak konusu.


Bu iki kafadar muhabbet ede ede iyice arkadaş olurlar, kısa süreliğine hapse bile girerler ama sonunda ortak planlarda hareket etmeye başlarlar. İlk önce lion ailesini görecektir ardından ufak problemler hayatlarından çıkartılacak en sonunda da max'ın hayal ettiği araba yıkama yerinde beraber çalışacaklardır. Filmi izlerken sanki onlarlaymışım gibi hissettim, hani az daha beni de dükkana yazın diyecektim. Filmde hiçbir göz boyama sahne yok, her şey sade ve güzel, belli bir dakikadan sonra filmi mi izliyoruz yoksa gerçek bir hikayeyi mi hayalimizde görüyoruz inanın insan karıştırıyor.


Filmin sonunda inanın çok duygulandım, canım sıkıldı belki de ağlamışımdır. Ağlarsanız niye ağladınız diyemem size. Ara muhabbetlerde geçen bir sürü hoş sahne ve diyalog var onları size bırakıyorum. Ama film boyunca en çok hoşuma giden, bencil ve şerefsiz bir bunak gibi gözüken max'in arkadaşı için gözünü kırpmadan müthiş bir fedakarlık yapması, yapabilmesi idi. Bu sahneler beni çok etkiledi. Max'in giydiği zibilyon tane atlet, kazak da bana dedemi hatırlattı. Bundan sonraki haftalarda bir sıkıntı olmaz ise yine al pacino filmlerinden devam edelim diyorum kendinize iyi bakın…





Scarecrow film eleştirisi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder