24 Nisan 2012 Salı

Sherlock Holmes: A Game of Shadows




"Sherlock holmes: a game of shadows" filmini, serinin ilk filminde olduğu gibi çılgın ve inanılmaz zeki yönetmenlerden guy ritchie yönetmiş. Benim en sağlam 15 yönetmen listemde olmayan guy ritchie'nin listeye girmesine çok az kaldığını hisseder gibiyim. Yönetmenin diğer önemli filmleri ise şunlardır; "lock, stock and two smoking barrels", "snatch", "revolver" ve "sherlock holmes'un ilk filmi". İlk iki film ile kendine özgü çılgın İngiliz tarzını geliştiren yönetmen, sherlock serileriyle biraz daha farklı bir formata geçebildi zira "rocknrolla" ile artık sıkmaya başlamıştı. 


Başrollerde de yine ilk filmdeki gibi Robert downey jr. ve  jude law yer alıyor. Bu filmde James moriarty'yi ise başarılı oyunculardan jared haris canlandırıyor. Sherlock holmes karakteri bildiğiniz üzere fiktif yani hayali bir karakterdir. Sir Arthur conan doyle tarafından ortaya atılan bu polisiye, dedektiflik ve gizem senaryolarının ana kahramanı, zamanla ingiltere'de ve dünyada inanılmaz derecede hayran kitlesine ulaştı. Yazarın kitaplarında sherlock'un kaldığı yer olarak gösterdiği "baker street 221/B" nolu daire, şu an müze olarak kullanılmakta ve baya da bir turist çekmektedir.


Sherlock holmes ile ilgili tüm dizi ve filmlerin esin kaynakları yazarın yazdığı onlarca dedektiflik hikâyesidir. Bazıları dergilerde ve gazetelerde kısa hikayeler olarak yazılmışken bazıları romanlaştırılıp kitap haline getirilmiştir. Sherlock holmes karakteriyle ilk tanışmam da lise hazırlıkta zorla okutturulan İngilizce kitaplar sayesinde gerçekleşmiştir. Oradaki hikayede bizim dedektif bir yalıya gidiyor ve katili buluyordu. Kitabı zar zor anlayabilmeme rağmen hikayeyi beğenmiştim. Bir diğer okuduğum zoraki hazırlık kitabı ise "the elephant man" idi. Bir de "monkey paw" mu ne vardı. Hey gidi günler kaç sene geçmiş neyse. 


Sherlock holmes karakteri öylesine zeki ve çılgınca resmedilmişti ki normal bir insanın bu hayali şahıstan etkilenmemesi imkansızdı. Olayları “science of deduction” yani çıkarım yapma sanatıyla çözen sherlock holmes'un botanik, zooloji, yakın dövüş teknikleri, keman çalma ve besteleme (benim gibi sıkı bir bach hayranıdır) ile sıkça absürt deneyler yapma gibi farklı dallarda alışkanlıkları ve başarıları vardır. Orijinal holmes kitaplarını okumadığım için daha fazla detaylı bilgi veremeyeceğim ama hemen hemen anlatılanlar bu yönde olacaktır. Diğer aile yaşamı, arkadaşlıkları, kadınlara olan bakış açısı, kurnazlığı, alçak gönüllü olmayışı ve ukalalığı pek çok ilgili film ve dizide ortaktır. İşte tüm bu film ve dizilerin içinde en çok etkilendiğim ve hoşuma gidenler guy ritchie'nin çektiği filmler ile “sherlock” isimli inanılmaz derecede başarılı bulduğum mini dizidir. Aslında ilk önce o diziye değinmeyi düşünmüştüm ama sonra vazgeçtim. Bu seri filmde olduğu gibi orada anlatılan olaylar ve dipnotlar da sir Arthur conan doyle'nin eserlerinden esinlenilmiştir. Bazı yerlerde ise yönetmenler konuyu biraz doğaçlama anlatımlarla desteklemişlerdir. Mesela sherlock isimli çok beğendiğim dizide sherlock, 2010'larda yani günümüz zamanında yaşamakta ama kıyafetleri ve zevkleri ile asıl sherlock'muş gibi davranmaktadır. Modern londra'nın içinde anlatılan bir eski kafa dedektifin hikayesidir bu dizi.


Filme dönecek olursak, son filmde James moriarty betimlemesine bayıldım ama gerçek hikayelerin birinde sherlock holmes, profesör tarafından öldürülüyordu. Ayrıca profesör dedektiften daha akıllıdır. İngiltere'nin en akıllısı (muhtemelen kitaplarda bu tüm dünya olarak vurgulanmıştır) profesör James moriarty; ikincisi sherlock'un abisi ve üçüncüsü de bizim dedektif olarak resmedilmişti. Ama filmde sherlock, James moriarty'nin sinsice planını bozar, daha doğrusu bozduğunu zannedip ayarı da yiyince öldürür. Gerçi sherlock'un ölmediğini biliyoruz ama profesor de bir sonraki filmde karşımıza çıkabilir. Demem o ki bebeğim serinin ikinci filminde hayran olduğum fiktif karakterlerden James moriarty'ye biraz haksızlık edilmiş ama bunu da çok zeki izleyicilerin varlığına borçluyuz. Zaten zamanında aynısı yazarın da başına gelmişti. Bir hikâyede sherlock, profesör tarafından öldürülünce halktan çok tepki alır ve sonraki hikayede tekrar diriltilerek dedektiflik yaşamına devam eder. Etrafımız basit insanlarla çevrili olduğu için illaki her hikaye mutlu sonla bitecek ve iyiler kazanacak. Ama şunu da unutmamak lazım; bir insan planlı bir şekilde kötülük yapıyorsa (ki kötülük görecelidir ve filme göre profesör, tüm dünyayı savaşa sokup paranın ve otoritenin amına komak istemektedir) muhtemelen iyilerden daha zekidir. Anlatılan hikayenin sonunda da bu kötü tasvirin başarılı ve galip olmasında bence bir mahsur yoktur neyse.


Sherlock holmes'un hikayeleri zaten yeterince zeka parıltılarını barındırıyor ama bizim de sherlock holmes gibi görüp olayları çözmemizi sağlayan sadece iki yapıt var. Diğer film ve dizilerde sherlock holmes olay yerine gelir ve tak olayı çözer sonra bize yarım saat anlatır. Ama bu bahsettiğim dizi ve filmde yönetmenler sayesinde biz de çıkarım yapma sanatı yapabiliyoruz (bu arada şu videoyu da izlemelisiniz). İki eseri de çok başarılı buluyor ve devamlarını şiddetle bekliyorum. Sherlock isimli dizi son üç yılda sadece iki sezon ve sezon başına üç bölüm yayınladı. Türkiye'de olsa ne olur diye demeye gerek yok heralde. Maalesef sadece buradan bile ingitere'nin bizden ileri ve üstün olduğunu söyleyebiliyoruz, acı ama gerçek. 10 yıldır dış mihrakların öldüremediği bir Polat alemdar'a eşlik eden esrarengiz yarışmalar ve arka sokaklar ile beraber akasya durağı. Bana kimse ileride bir gün yeniden dünyayı yönetecek olan süper güç olacağımızı söylemesin zira küfür ederim.


Güzel dizi demişken bazı okuyucularım şiddetle dizi önerileri istiyor, ben de onları bu yazıda mutlu edebilmeyi umuyorum. "Sherlock", "oz", "deadwood", "dexter", "breaking bad" ve "person of interest" ile "arrested development" çok beğendiğim dizilerden. Sherlock'un 2. sezon 3. bölümünü yani şimdilik son bölümünü de hiçbir dizinin herhangi bir iddalı bölümüne değişmem o kadar. Deadwood'daki oyunculukları da başka bir yapıtta zor görürsünüz.


Şimdilik öyle bir niyetim olmamasına rağmen bir gün okunacak kitaplar listemde sherlock holmes sıraya girebilirse kitaplardan sizlere pek çok dipnot ve güzel anekdotlar paylaşabilirim ama yakın gelecekte zor gözüküyor. Yazımızı  ilgili filmden bir cümleyle bitirelim: “Bilinçaltındaki muammalar insanı ihtilafa düşürmeye biçilmiş kaftandır.”------james moriarty.




Sherlock Holmes: A Game of Shadows  film eleştirisi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder