11 Mart 2012 Pazar

Hotel Rwanda



fragman
 
"Hotel Rwanda" filmini oskarlı yönetmenlerden Terry George yönetmiş, başrolde ise başarılı bulduğum oyunculardan Don Cheadle yer alıyor. Filmimiz, Afrika'nın en acıklı hikayelerinden birine sahip olan Ruanda’da geçen iç savaşı, halkın yaşadığı ikilemleri ve bu süreçte Avrupalıların tutumlarını anlatmaktadır. Anlattıkları acaba doğru mu diyebileceğimiz pek çok sahne var. Bizler burada am üstünde fındık kırarken Afrika'nın dört bir köşesinde insanlar açlık, namus, güvenlik, sağlık ve en önemlisi onurlarının derdindeler.


Ağzınızı yüzünüzü sikerim sevgili okuyucular, canlarım benim, biliyorum sizlerin de elinden bu konuda pek bir şey gelmiyor ama en azından muhabbetlerini açalım, ilgili filmleri izleyelim. Çok mu zor? İlk yazılarımdan olan darwin’s nightmare belgeselinde benzer yakarışlarda bulunmuştum. Çok güzel bir belgesel mutlaka bulup izleyin, şu devirde internetten film, belgesel indiremeseniz bile en azından yazdıklarımı okuyun. Ben yazdıklarımı okuyun diyorum ama en yakınımdakiler bile sadece popüler yazıları okuyorlar. Onların da amına koyuyum sayın çok saygı değer okuyucular.
 

Eğer benim yazılarımda sert eleştiriler, dünyada olup biten içler acısı olaylar, ülkeler ve coğrafyalar arası eşitsizlikler olmayacaksa gelin hepiniz benim suratıma tükürün. Fatalist bir yaklaşımla bu Afrikalıların da kaderi buymuş diyenler olacaktır, onları, yaptıkları filmlerde sanki hayvanmış gibi göstermeye çalışan lobi ve paraya tapan yapım şirketleri de olacaktır. Ama arkadaşlar bu hepimizin ayıbı. Darwin’s nightmare belgeselini yine es geçersiniz diye kısa bir özet yaptıktan sonra ruanda'ya dönelim.
 

Bu belgesele göre tanzanya’da çok güzel balıklar yetişiyor, işte bu balık göllerinden birine giden yönetmen gördüğü tiksinç manzaraları filme almış. Geceliği 1 dolara güvenlikçilik yapan, geceliği 10 dolara fahişelik yapan, yakaladığı balıkları yiyemeden rus kargo uçaklarına yükleyen bir halk Tanzanya halkı. Tanzanya’da ekmek, bakkal, kondom (bu nerden çıktı dememek lazım belgeseli izleyince anlarsın), sağlık, okul, teknoloji, adalet vb. insanlık için gerekli hiçbir şey yok ancak adım başı coca cola reklamları ve Katolik kilisesinin imzaları olan bilgisiz rahipler ile ilahi ezberlettirilen zavallı çocuklar. Tam bir kabus bazı sahnelerde gözlerim yaşarmadıysa şerefsizim, tutamadım lan kendimi böyle bir şey olamaz dedim. Ama maalesef anlatılanlar gerçek.
 

Ruanda ise belki Tanzanya'dan beter bir durumda. Ruanda, Tanzanya ile Uganda arasında göt kadar bir ülke ama barındırdığı iç savaşlar inanılmaz boyutlarda. Halk, “tutsi”ler ve “hutu”lar diye ikiye ayrılmış. Bu iki grup da birbiriyle öldüresiye dövüşüyor, şu sıralar ne durumdalar bilinmez ama 1994 yılında üç dört ay içinde yaklaşık bir milyon kişinin ilk çağı aratmayacak şekilde öldürüldüğü söyleniyor. İşte filmimiz bu süreci anlatmaya çalışmış. Benim burada vurgusunu yapmak istediğim ise bu olayların sorumluları.
 

1. dünya savaşı'ndan sonra milletler cemiyeti tarafından Belçika mandasına verilen bu ülkede iç savaşların ve sefaletin sebebi başta Belçikalılar olmak üzere tüm Avrupalılardır yani beyaz adamlar. Avrupa ile ilgili eleştirisel bir yazı hazırlıyorum o yazıda daha güzel ve uzun küfürler ile anekdotlar olacak ama burada da bahsedebileceğimiz orospu çucuklukları mevcut. Filmde iç savaş başlayınca tüm beyazların, çoğunluğu Belçikalı olan, bölgeden tahliye edilmelerine rağmen hiçbir zencinin kurtarılmayışı her şeyi özetliyor. Avrupalı nasıl olmalıysa öyle gösterilmiştir.
 

Peki ama bu Avrupa özellikle de avrupa'nın başkenti olan Brüksel yani Belçika'da insanlar bilgili, kültürlü, ahlaklı ve bir o kadar da sevimli değil mi? Evet dediğin doğru Avrupalılar güzel kokan, kendine Müslüman (kendisinden başkasının iyiliğini düşünmeyen), çıkarcı, sömürgeci insanlardır. Aldıkları iyi eğitimler ve binalarının iyi yalıtımlı olmaları konumuzun dışındadır. Bu özendiğiniz beyaz insanlar yüzünden Afrika'da insanlar ekmek bulup da yiyemiyorlar. Götleri sıkıştığında da onları unutup kaçıyorlar. Madem siz bu ülkenin sorumluluğunu aldınız o zaman o insanlarla ilgilenmek zorundasınız.
 

Bu Avrupalılar var ya Allah belalarını versin. Yani söyleyecek kelime dahi laf dahi bulamıyorum. Çünkü sol yanım acıyor, içim acıyor, kaynar sular falan filan. Şerefsizler, yani edicek laf kelime dahi bulamıyorum. Kelimelerim yetersiz kalıyor. Bunlar babadan oğula nesil herhalde bu anasını siktiğimin orospu çocukları, puhh orospu çocukları babadan oğula nesil herhalde. Çok özür dilerim. Anasını siktiğimin orospu çocukları. Bunlar babadan oğula nesil herhalde, Osman’lı zamanında da böyleydiler hala da böyleler. Onlara Allahsız, şeytan diyeceğim ama şeytan dahi yetersiz kalıyor. Bu avrupalılar çeşitli platformlarda kendilerini sevdirmeye çalışan insanlardır. İtiyatları hep bu şekilde cereyan etmiştir. Amına koduğumun kitapsız kaşarları, ananınızı sikicem sizin, amına koduğumun orospuları. 
 

Kendilerinden başka bir ülkenin, insan oğlunun habitatında en ufak bir tadil ve tashih etmeden sürekli sömüren anasının amında birdirbir oynadığımın ibneleri sizi. Onlar çıkmasın benim gözüme gözükmesinler. Çünkü o küçük yaşta kötü yollara düşürülen, nüfus planlamaları için aidse maruz bırakılan, futbol sahalarında önlerine muz atılanlar hepsi benim kardeşlerim. Biz burada bir şeyler yazalım çay sohbetlerinde acılarımızı paylaşalım dedikçe olaylar durmuyor daha da devam ediyor, elimizden de amını avradını sikiyim bir şeyler gelmiyor. Ben avrupa'ya gidicem ama yanlış örnek olurum diye gitmiyorum. Gitsem avrupa'ya camı çerçeveyi ana avrat hepsinin anasını bacısını sikicem ama sikemiyorum çünkü doğru örnek olmaya çalışıyorum. Haa bak bu osmanlı'dan geliyor bu barbar türk demesinler diye entelektüel birikimimi tehlikeye atmamak için elim ayağım kitli yani.
 

Bana buralarda denk gelmesinler o kadarını söyliyeyim. Hayatta şiddeti kanı sevmem o yüzden ailemin çok istediği tıbbı yazmadım ama bunların kafalarını koparmak istiyorum. 110 € ya operaya gittikleri, 50 € ya maçlara gittikleri, 70 € ya konsere gittikleri o çok kalabalık mekanlarına dalıp hepsinin kafalarını koparmak istiyorum. Bunlarınki nasıl bir ruh halidir nasıl bir insanlıktır. Ufacık, eğitimsiz, zap zayıf, savunmasız afrikalıları sömürüyorlar ve hala da bitiremediler. Fransa'da çok güzel balık lokantaları var, Türkiye'de ise kıllı dönerciler var diyorlar, ama bilmiyorlar ki o balıklar Tanzanya'nın onurunu namusunu da götürüyor. Ruanda'da çıkan kromdan yaptığınız teknolojik ar-ge çalışmalarınızı sikiyim orospunun evlatları. Sen nasıl bir ortaçağ yaşadın da böyle olabildin ulan Avrupalı. O zaman biz de yapsaydık ya 300 yıl önce, fatih başgan gireydi de roma'ya ananızı sikeydi ya. Bilmem ne paşa girmiş afrika'nın içlerine içlerine sömürseymiş ya, veyahut da dilimizi zorla öğretseymiş ya. Yok ama yapmamışlar, yapamamışlar niye çünkü maya sağlam.
 

İnsanın ruhunda olacak, onlar kötüler kardeşim, kötüler.  Parfümleri olabilir ama kötüler. Milli gelirleri, okulları, pahalı elbiseleri, hastaneleri ve yıkılmayan kaldırımları olabilir ama kötüler. Kardeşim bu ülkede vakti zamanında aç kalmamış, ta bilmem nerelerdeki fakir fukaralara yardımlar götürülmüş, yardım isteyene hayır dememişiz. Bu orospu çocuklarının başları ezilecek ama öyle ama böyle. İster kültür aşağılaması yapın ister somut saldırılarda bulunun fark etmez. Bu halk neleri atlatmış, bunlar sinek, iki gün sömürgeden mal gelmesin birbirlerini yerler. 1 hafta doğalgazları gelmesin ossura ossura kaçışırlar. Bunlar bok sinekleri bile değiller, bunlar pislikten de öte bir şey.
 

Arkadaşlar onların alayını sikiceksin, almanya'yı da fransa'yı da danimarka'yı da norveç'i de hepsini sikiceksin. Bir tek baştakilerin veya para babalarının suçu değil hepsinin suçu. Hepsi hepsi hepsi. Bir tanesi iki tanesi değil hepsinin suçu. 80 bin kişi mis gibi ekonomik şartlarda maça gidip heyecan arıyor sinir stres atıyor, bir de takımları yenilince üzülüyor. Hepsini sikiyim moruk hepsini. Norveç dediğin ülkede ortalama gelir almış başını gitmiş. Bu ülke Avrupa birliğine bile girmiyor kendi refah seviyesi düşmesin diye. Dünyanın üçüncü büyük silah üreticisi mi ne ve halkın nefreti kendi sınırlarından olmayan insanların üzerine üzerine saldırıyor. Norveç'teki en iyi kalpli adamın bile anasını halasını sikeyim. Krallarının çok temiz kalpli, sabahları yaşlıları karşıdan karşıya geçiren uşağını bile sikeyim. Orda bir tane iki tane suçlu yok kardeşim hepsi suçlu ve de güçlü. Sizin yapıcağınız işi sikiyim puhh orospu çocukları (özgün küfür senaryosu için doğuşa teşekkürler)


A: Bir kere dilin çok kaba. Ayrıca afrika'daki pislik içinde yaşayan, aidsli, eğitimsiz, asalak gibi davranan, konuşmayı bile bilmeyen insanlar nerde, paris’in kafelerinde dante'den gothe'den sekşpir'den konuşabilen, eyfel kulesinin altında çok romantik dakikalar geçirebilen insanlar nerde?
 

B: Senin belanı, zihniyetini, ilkokul öğretmenini sikeyim. En az Avrupalılar kadar sen de suçlusun. Özendiğin insanlar yıllardır rahatlıktan intihar edebilme seviyesine gelmişler. Denemedikleri tek bir zevk kalmamış. Hayvanlarla evlenmeye , ilişki yaşamaya başlamışlar. O çok beğendiğin avrupa'nın en zengin ülkeleri balina ve yunus avlayıp ergenlik seremonileri düzenlerken (Danimarka) sen facebookta Danimarkalı kızları arkadaş ediniyorsun. Puhh senin suratına ve de mantık süzgecine. Portekiz 5-10 yıldır sömürgelerine ulaşamıyor, görüyoruz ki orospuları bile aç kalma seviyesine gelmiş. Ama sen futbol yıldızı Portekizliler ile dünya ekonomisine yaklaştığın için bu haldesin, yani katıksız geri zekalısın.


2012 yılının 6 şubatı tüm dünyada kutlandı. Bu tarihin önemi ne mi? İkinci elizabeth'in tahta çıkışının 60. yılı. Ve tüm sömürgelerde kutlanıyor. Prens Harry, jameika'ya gidiyor (jameika da İngiltere'ye ait) ve bu mübarek yıl dönümünü kutlamak için Hüseyin bolt ile yarışıyor, halkı görecen ne kadar mutlu, herkesin yüzü gülüyor ama kardeşim bu zenci gariban halk bilmiyor ki, bunlara kimse dünyayı anlatmamış. Bu adamın adı Hüseyin Bolt. Adı nerden geliyor? Hz. Hüseyinden geliyor. Yani Hz. Ali’nin oğullarından ve peygamber efendimizin de torunlarından biri. Bu Amerikalılar güya pislik içinde yaşayan ırak halkına uygarlığı öğretebilmek için paçaları sıvadı ve başta İngiltere ve Türkiye(!) olmak suretiyle  tüm avrupanın desteğini alıp hz ali’nin türbeleri başta olmak üzere pek çok kutsal yeri ve yuvayı katletti. 1,5 milyon insan öldürüldü, kaç tanesinin adı Hüseyindi bilinmez. Prens harry, senin babaanneni yani ebeni Hakan Balamir siksin.
 

İşte A kişisi, sen prens Harrylerin yalakalığıyla her gün tv başlarında göt büyütürken Avrupalılar yüzünden nice çocuklar aileler perişan. Sen bunları tek bir gün gündeme getiremezsin. Çünkü arkadaş sohbetlerinde sıkıcı tarafta olmak istemezsin. Boş boş film muhabbetlerinde (bir şeyden anladığın da yok) kalleş, kancık avrupa'nın ve kültürünün arayışı içinde olursunuz. Dublin, Milano, Paris ve tabii ki de Londra'ya gidip çatır çutur gezmek, romantik dakikalar yaşamak ve oranın pek kültürlü havalarını bu ezilmişlerin yanlarına getirmek senin en büyük derdin. Sen tarhana çorbasını içiyorum diyemezsin. Ulan orospu çocuğu, Çanakkale Savaşı'nda 250 bin deden öldürüldü onlar Fransız soslu et mi yediler ibnenin evladı. Çok sevdiğin  fransız'ına sıçmayı kim öğretti cahil mendebur?
 

Ey saçları alagarson kesik saçlı kız ve pahalı elbiseli it gibi sürten tiki, gülme öyle Afrikalıya Arab’a garibana sen arsız arsız. Tipleriyle, renkleriyle, kültürleriyle alay etme sen cahil diye. Bir sorsana bu cahillik ezilmişlik nerden diye. Sen eyfel kulesinde sevişme hayalleriyle yatarken yatağına her gece, o insanlar ne kanlı ovalar ne bombalar ne tecavüzler görüp de uyuyamadı. Ey gözünün rengi, kültür birikimi bana uzak, güzel yemekler sonucu allı allı bacak ve yanakları olan güzel, sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün, o insanlar yapıyordu dağda ovada kanla barutla döner bıçaklarıyla düğün. Biz o sıcak odalarda cilveli mahmur, önde bilgisayar altta baksır elde muzlar cipsler, öte yandan afrika'da çocuklar anneleri kötü yola düşmesin diye ana katili oluyorlar. 
 

O insanlar bilgisizliğin acısından uyuyamazken, ekmeğin kokusunu unuturken sen ve senin gibiler köpek gibi oynaştınız fuhuşa taptınız. Pahalı salonlarda simokinler içinde dinlerken klasik müzikleri ağladınız ne kadar duygusal diye ama dinlemediniz bir Afrikalı aidsli ananın öyküsünü, yıllarca Yahudi soykırımlarına ağladınız onların acılarını dinlediniz. Dört tane Danimarkalının ayağı kayıp götü kırılsa üzüntüden uyuyamadınız ama afrikalı bir kadının çocuğunu akbabaya kaptırmasına da gık diyemediniz. Bu kadın hiç güzel kokmuyor demişsindir, benim gibi wagner, bach, tchaikovsky, j. Strauss dinlemiyor demişsindir kesin, ama sen hakikatli bir fahişesin. Umarız da bir gün kinimizin şiddetiyle geberirsin.
 

Haftaya bir sıkıntı olmaz ise bu Avrupa meselesini farklı boyutlarıyla tartışalım diyorum. Medeni miyiz yoksa modern miyiz konulu bir yazı olacak. Selametle…




Hotel Rwanda film eleştirisi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder