17 Ekim 2011 Pazartesi

Tropa de Elite



"Tropa de elite" filmini, Jose Padilha yazıp yönetmiş. Jose padilha, brezilya'nın önemli yönetmenlerinden biridir. Filmin ikincisini de aynı kadro yazıp yönetmiş. Yazarlardan biri de "Cidade de deus" un yazarı. İkinci film ilk filme oranla daha derli toplu bir senaryoya sahip ama iki film de gerçekten güzel. Ben aslında Latin Amerika filmi olarak "cidade de deus" filmini yazmayı düşünüyordum ama bir arkadaşımızın ricaları üzerine bu filmi seçtim. "Cidade de deus" filmine ise sonra değineceğiz.


Filmin konusu BOPE isimli özel bir polis biriminin yüzbaşısı nasçimento'nun emekliye ayrılmak istemesi ve halefini seçme süreci. Ana konuya ise brezilya'nın yozlaşmış polis teşkilatı ve sosyal yapısı ile iki çocukluktan arkadaşın polis teşkilatında yozlaşmadan yükselebilme savaşları eşlik ediyor. Filmin çekildiği yer brezilya olunca haliyle sınıf farkı göze batan detaylardan. Bu arada filmde anlatılan öykünün gerçek bir hikayeden alındığı söyleniyor. (Şu resim de gerçek BOPE elemanlarına ait)


Brezilya demişken bir diğer önemli husus da aynı Amerika'da olduğu gibi her renkten insanın görülebilmesi. Yani aşağıdaki insanların hepsi brezilyalı iyi mi


Brezilya deyince sınıf farkları akla geliyor demiştik. Bu sınıf farkları Hindistan'daki kadar belirgince ayrılmasa bile yine de hemen hemen her konuda zengin fakir ayırımının olduğunu görebiliyoruz. Dünya Bankası'nın "Dünya Ekonomik Göstergeleri 2006" isimli yayınında yer alan verilere göre Türkiye'de en zengin yüzde 10'luk kesim (yaklaşık 7 milyon kişi) toplam gelirin yüzde 34.1'ini alırken, en yoksul yüzde 10'luk kesimin payı (yaklaşık 7 milyon kişi) ise yüzde 2 düzeyinde kalıyor. Buna göre en zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10 arasında tam olarak 17 katlık bir fark bulunuyor. Gelir dağılımı Türkiye'den daha bozuk ülkeler arasında Peru, Paraguay, Papua Yeni Gine, Panama, Nepal, Namibya, Meksika, Mali, Malezya, Malavi, Madagaskar, Lesotho, Honduras, Bostwana, Brezilya, Merkezi Afrika Cumhuriyeti, Şili, Arjantin, Kolombiya, Zimbabve, El Salvador, Guetamala, Haiti, Uruguay, Sierra Leone, Güney Afrika gibi ülkeler bulunuyor. Görüldüğü üzere futbolcu fabrikası olan güney Amerika aslında zengin ile fakirin mücadelesinin en yoğun olduğu bir kıta olarak karşımıza çıkıyor. (brezilya'daki sınıf farkını gösteren bazı resimler)


Brezilya'da ya manken olacan ya da futbolcu yoksa yaraklara yan basarsın. İzlediğimiz pek çok ilgili brezilya filminde (gidip görmüşlüğümüz yok) varoş mahallelerin uyuşturucu ve mafya kıskacında olduğunu, insanların şehrin güzel tabiatına rağmen pis ortamlarda yaşadıklarını gördük. Bu da ilgili filmlerdeki varoş mahalle motiflerini  farklı kılıyor. Daha güzel örnekler için "cidade de deus" filmi izlenebilir.


Filmimizde brezilya,  yozlaşmanın nirvanaya ulaştığı bir ülke olarak görülüyor ki başı da polis teşkilatı çekiyor. Polisler uyuşturucu tacirleriyle ortaklaşa çalışıp kolay yoldan para kazanmaya çalışıyorlar ve amirleri de bu sistemin yöneticisi. Buraya kadar her şey normal,  aynısını  komiser cemal'li yeşilçam filmlerinde de, komiser serpico'lu holivıd filmlerinde de gördük. Bu filmlerin çoğunda yozlaşma bir grup tarafından yapılır ve sonunda da yok edilirdi veya basına ifşa edilirdi. Ama brezilya'da iş biraz farklı. Yani yozlaşma apayrı bir meslek öğretisi olarak karşımıza çıkıyor. Zaten her yer samba samab dijante, çok da düzeni kafaya takan yok yani. İşte filmimizi ilginç kılan da tüm bu pisliğin içinde erdemli olan iki polis memurunun çabaları. Bunlardan biri fakir bir nigırdır ve aynı zamanda gizlice hukuk okumaktadır. Diğer oğlan ise çok heyecanlı bir arkadaş ama çevresindeki insanların şerefsizliği onun canını sıkmaktadır. Derken bu ikisinin yolları bir gün BOPE ile kesişir ki bu özel birlik herhalde dünyadaki en özgür ve acımasız özel polis birimidir. Bizim iki kafadar madem sistem bozuk biz de sağlam kalan tek kale BOPE'a girelim derler ve eğitim süreçleri felan başlar sonunda da olaylar gelişir. Ama dediğimiz gibi tek bir tane iyi komiserin çözebileceğinden daha karmaşık olaylar mevcuttur.


Filmde anlatıcı rolünde BOPE'un emekliye ayrılmak isteyen yüzbaşısı nasçimento'yu görüyoruz.  Nasçimento ile bizim bıroların yolu varoş bir mahalle baskınında kesişir. Bizim bıroların BOPE'a girmek istemelerinde işin karizmatik olmasıyla beraber yozlaşmış polislerin asla bu kuruma alınmaması da çok önemli bir etken olmuştur. Bu iki arkadaşın sisteme olan eleştirilerini çoğunlukla zenci oğlanın hayatında ve söylemlerinde görüyoruz. Zenci arkadaş iyi futbol oynayamamaktadır, yakışıklı da değildir. Ama iyi bir insandır. Bu üçünü bir araya getirdiğimizde alternatif mesleklerin çok az olması filmdeki karakterin çelişkili dünyasını ortaya çıkartıyor. Şunu da belirtelim; her gün samba, ananaslı meyve tabakları, tropik ağaçlar, kumsalda rövaşataya kalkan  bebeler, Adriana lima gibi sevgililer bunlar yalan gardaş. Herkesin elinde acayip acayip silahlar ve küçücük bebeler mafyanın ayak işleriyle uğraşıyor, yani anlıyacağın sıkıntılı bi dünya.


Filmin devamı niteliğindeki ikinci filmde de nasçimento'nun uğraşları devam etmektedir. Onu sonra izlersiniz. Hepimizin bildiği konular olan sınıf farkı, yozlaşmış devlet organları gibi meseleleri anlatan bu filmi farklı kılan brezilya'nın sıradışı  polis teşkilatı BOPE ve filmdeki insanların (özellikle de bizim bıroların) ilişkileri. Filmdeki en sinir bozucu şey de Portekizce'nin bi acayip tınısı; sanki hep aynı şeyi söylüyorlarmış gibi geliyor bana, her kelime de bir şı şi. Zaten koskoca güney Amerika'da da İspanyolca'yı bi bu mallar konuşmuyor. Yani sömürge dillerinin anavatanı olan Portekiz, brezilya'dan daha fakir bir ülke. Rio de janeiro'da bir hz isa heykeli var bildiğin kocaman, sanırsın adamlar namuslu katolik, yalan amına koyuyum. İşte böyle garip bir ülke brezilya, neyse bol bol vurdulu kırdılı sahnesi ve hafif heyecanlı temposu olan bu filmi izlerseniz bir şey kaybetmezsiniz. Ama filmimiz “moo gaan dou”nun eline su dökemez. İleride “moo gaan dou” gibi sağlam polisiye filmlere değineceğiz. 




Tropa de Elite film eleştirisi


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder