2 Eylül 2011 Cuma

3 ayda 7 cm



Hedefimiz ilk 3 ayda 7 cm ondan sonraki üç ayda ise artık ne kadar sünebilirse, yarım metreye kadar yolu var. Buna benzer reklamları internette orada burada görmekten bıktık ama her geçen gün reklamların sayısı artıyor demek ki satışların gayet güzel getirileri var. Peki ama tüm işleri hallettik de bi tek o iş mi yarım yamalak kaldı? Evet bence tek derdimiz o, aksini iddia etsek de toplumumuzun en büyük derdi 3 ayda 7 cm'dir. Sadece reklamlar değil hayatın her yerinde bunun izlerini görebiliriz.


Dışarı çıkıyorum şöyle bir çarşıda dolaşırken on mağazadan sekizinin evlilikle dolaylı yollardan ilgisi olduğunu görüyorum milletçe çoğalmayla kafayı bozmuşuz. Okuma yazma bilmeyenimiz bile altın fiyatlarını takip etmek için hiç anlamadığı finans programlarını izleyip tiyolar arıyor. Her yer emlakçı olmuş evlenelim de evlenelim. Sevgiliye özel tarifeleri olan gsm şirketleri adım başı. Onun hemen yanında bir aktarcı damar açıcı çayın yanında geceleri ejderha yapan macun. Alabildiğine uzanan mobilya mağazaları içine giriyorsun geceleri renklendirecek yatak geldi diye her yere reklam asmışlar. Demek ki milletimizin aklı fikri hep bu evlenme aşna fişna işlerinde, hal böyle olunca toplumumuzun bu yapısı reklamları, filmleri ve dizileri etkiliyor. Belki de tam tersi ama sonuçta bilinçaltımız acayip fantezilerle şekilleniyor.


Yıllar önce evlerde internetin olmadığı zamanlarda film izlemek için korsan cdler alırdık, ben de filmlere çocukluktan meraklıyımdır tüm harçlığımı korsan cdlere harcardım.  O zamanlar 3 cd 5 lira mıydı neydi. En dandik film bile olsa para verip aldığın için izliyordun. Baya da bi filmim olmuştu, gel git bizim korsancı abiyle arkadaş olduk. İşlek bi yerde tezgah açtığından gelen giden dolayısıyla müşterisi çok olurdu ama en çok benle muhabbeti vardı. Cd almaya gider bi 2 saat filmler ve müşteriler hakkında konuşurduk. Çok acil işi oldumuydu bi 10-20 dakka da tezgaha ben bakardım. Zamanla insanların hangi filmleri isteyeceğini tahmin eder olmuştum. Bizim abi porno satmazdı ama satsa kaç tane ev alırdı.


Bazı adamlar vardır bunlar genelde amele olur (gerçek amele) bunlar sadece yoğurtla kola ekmek almaya tek gider haricinde beşerli veya onarlı gezinirler. Film almaya ise inşaattakilerin hepsi gelirdi. Onları tanıması en kolayıydı. Yeni banyo olunmuş, şampuan yerine hacı şakirle saçlar yıkandığından saçlar horoz saçı gibi kalkmış. Kollarda güneş yanığı izleri, inanılmaz rüküş kot ve tişörtler, altta siyahlaşmaya başlamış aslı beyaz olan çakma adidas spor ayakkabılar. Hepsi de çılgınca sırıtır, niye bu kadar mutlu oldukları ise muamma. Ayrıca bu amelelerin derin futbol bilgilerine de başka bi yazımızda değineceğiz. Neyse bu ameleler öyle bilim kurgu felan istemezlerdi. Aralarından en büyüğü gelir, film sorar diğerleri mahçup bi şekilde arka tarafta dizilirlerdi. Tahmin ettiğiniz üzere bunların istediği tek bi film vardır o film de bizde olmadığından geri dönerlerdi hatta o kadar filmin içinde aradıklarının olmadığına inanamazlardı şöyle bi kapaklara bakıp ikna olunca dağılırlardı. Ulan amına koyuyum hadi aldın filmi yirmi kişi gittin şantiyeye tövbe yarabbim ya


Amelelerden başka kızlar çok film almaya gelirdi, onların aldığı filmler hep korku filmi olurdu artık nasıl izliyorlarsa ben acayip tırsarım bu korku filmlerinden. Günde belki yirmi tane kız gelip korku filmi alır veya kiralardı. Memur olanlar kesin aventür film alırdı yani ekşın, tabi biz de filmi satmak için bir sıkıyoruz sanki matrix'i anlatıyoruz. Filme bi bakıyon ne araba var ne kovalamaca adamlara bağımsız Fransız filmlerini bile bol ekşınlı diye kakalardık. Bir de bazı adamlar vardı tezgaha gelir abartmıyorum bi saat tüm filmleri eline alıp filmler hakkında soru sorarlardı sonra etraf tenhalaşınca bizim abinin kulağına eğilir abi açık film var mı derlerdi, bu tür adamlar genelde yalnız gelirlerdi. Yürürken utangaç hallerinden o tarz film almaya geldikleri belli olurdu, açık filmin bizde olmadığını öğrenen adam bir saattir baktığı belki 200 filmden bir tanesini bile almadan ortadan kaybolurdu. Dedim ya bizim abi açık film satsa kaç tane ev alırdı şimdiye. O zamanlarda lisedeydim galiba milletin bu kadar abaza olduğunu düşünemezdim ama neler varmış neler.


Bizim cdci abi derdi; bu korsancılar çoğu filmin kapaklarına alakasız resimler koyarlarmış. Mesela basit hikayesi olan bir gençlik filmi, normalde para versek izlemezsiniz ama bu dandik filmin kapağına mayolu bir kız koyduğun zaman o film kısa zamanda tükenirdi. Adam şimdi kızı gördü ya ilk önce cdyi eline alır sonra film hakkında sorular sormaya başlar, film güzelse alacak ya o yüzden sorular soruyor. Bir gün sonra gelip gardaş bu kız filmde oynamıyomuş diyen kaç tane adam gördük. Biz de biliyoz oynamadığını da işte oynamış say. Bence inanılmaz bir psikolojik deneydi bu. Adam sadece bi resimden ötürü film alabiliyordu tabi tüm paralar boşa gitmiştir. O zamandan anlamıştım, en mülayim gözükenimizin bile içinde ne duygular bastırılmış.


Sadece korsan cdcinin yaşadığı olaylar değil bunlar holivıdın bile en ucuz taktiğidir. Emin olun sadece Hindistan, iran, balkanlar, Türkiye, Azerbaycan ve Afrika gibi yerler için hazırlanan film afişleri var. Gidip de Hollanda'daki insana kadın bacağı gösterip gişe rekorları kırdırtamazsınız, zaten çoğunluğu ibne olan bi ülke, ama yukarıdaki tehlikeli bölgelerde film afişinde kadın bacağını geçtim kadın suratı bile olsa filme gitme sebebidir. Hadi ordan biz öyle bi ülke değiliz der gibisiniz ama öyle. Avustralya, yeni zellanda, Amerika, iran, Pakistan ve Türkiye şu sıralarda internette porno aramada bir numara. İlk 10 şehirden 4'ü bizim şehirler, ilk sırada ise tahran yer alıyor. Yapımcılar da bunları bildikleri için fragmanları ve film afişlerini ona göre tasarlıyorlar.


İzleyeceğimiz filmin konusu ne olursa olsun mutlaka güzel bir bayan ana konuyu süslüyor, farkında olmadan film yerine o cinsel obje olarak kullanılan öğeleri izliyoruz. Bana içinde cinsellik bulunmayan bir korku filmi zor söylersiniz. Bilim kurgunun en büyük enstrümanlarından biridir cinsellik: Dünya dışı bir sürü varlık hikaye anlatılır ama siz fazla tedirgin olmazsınız çünkü o filmde size dünyayı yani çevrenizi anlatan bi figür vardır. O figür ne araba ne de ağaçtır, bir bayandır hem de en güzelinden. Aksiyon filmlerinde de ister uyuşturucu kaçır ister fbı'yı dolandır illaki ana karakter bi kızı sever, onu kurtarır felan. Tomb Rider'da angelina jolie olmasa olur muydu? Olurdu, ama o zaman da babalarımız filmi izlemezdi. Tv'de gördüğünüz inanılmaz dandik yabancı ve yerli dizilerin neden hala yayınlandığını merak ediyorsanız cast'e bakmanız veya babalarınızı, amcalarınızı, dayılarınızı tv başında gözlemlemeniz yeterli. Trt'de bayanların plaj voleybol maçı varsa zaten tüm toplantılar iptal.


Vizyonda sağlam gişe yapan 10 tane film varsa bunun mutlaka 2-3 tanesi romantik komedidir. Nedir bu romantik komedi? Hep bildiğimiz hikayeler ama yine de gideriz. Türkiye'de ve dünyada romantik komedilerin en büyük müşterisi ise yeni çiftler, nişanlılar felan yani pazarı hiç bitmeyecek cinsten. Bir diğer sağlam kitlesi olan film türü ise animasyondur, neci olursan ol sike sike çocuğunu götüreceksin o filmlere.


Tabi bu aşırı yoğunluğa ve enerjiye sahip duygularımız bir dönem Türk sinemasını da derinden etkilemiş. Buralardaki bilgileri bazı eski yönetmenlerin verdiği röportajlardan yazıyorum:


“...Aynı dönemde memlekete Fransız, İtalyan erotik filmleri girmedi mi? Aslında hep vardı da, kanalları genişledi; iyi iş yapmaya başladılar. Sanki kimyasal bir etkileşim oldu, bu iki olay birbirini besledi, destekledi, ucubeler doğurdu. Artık sinemalar bu tarz filmlere ağırlık veriyordu, bu açıktı. Tamam, aynı dönem, bir kısım seyircinin de elini eteğini çektiği zamandır salonlardan. İki çocuklu aileler için de film yaparsın, ama it kopuk sayısı daha fazla. Beyoğlu'nun en büyük sinemalarında emanuella oynuyor. Ee, ben bile iki kere gittim seyrettim emanuella'yı halk ne yapsın? Televizyon yok, bir şey yok, genç adam belki hayatında ilk defa çıplak kadını bu filmlerde görüyor. Genç adamı bırak, Anadolu'da on yıllık evli olup da tamamen çıplak bir kadın görmeyen var. Bir köy evinde, ortada soba, çoluk çocuk, kaynana, kayınpeder hepsi bir odada yatıyor. Bunların birleşmesi, gecenin bir vaktinde uyanıp çocuk üretmek için sadece. Adam erotizmi, bilmem neyi nereden bilecek. Sinemaya gidip de arzu okay'ı gördüğünde adamın dünyası dönüyor. Neler varmış ya, bu neymiş ya böyle diyor.

Uzun lafın kısası hepsi birleşince tek yol vardı, işletmecilerin gayesi de buydu zaten; tutulan erotik filmlerin ucuz yerlilerini yapmak. Bir de kısa sürede çekersek durumu, en azından günü kurtarabilirdik. Bir İtalyan filmi kadar maliyetli olmadığından, işletmeci de yerlisini tercih edecekti haliyle. Böylece iplik çözüldü, seks filmleri furyası başladı. Kadınlar önce mayoluydu, sonra göğüsleri göründü, sonra poposu göründü, sonra pornoya kadar vardı işin ucu. Daha işin başından bizim adam gibi bir erotik film yapamayacağımız belliydi. O zaman başka bir şey bulmak lazım, ne yapacaz? Kadınların karşısına komik adamlar koyup filmi komediyle kurtaralım dedik. Eldeki malzemeyle gerçek bir erotik zevk verebilmemiz imkansız. Hadi çaman, ali poyrazoğlu, aydemir akbaş, bülent kayabaş, alev sezer böyle girdi filmlere. Böyle böyle gitti, sonra bazıları pornoya kadar abarttı işi. Abarttılar da burada paldır küldür porno çekildiği yok. Dışarıdan Almanya'dan, Yunanistan'dan filmler getirildi, aralara montajlandı bu sahneler. Filmde bir kadın üç zenciyle yatakta sevişiyor. Bizim yapabileceğimiz bir iş mi bu? Bizim dükkanın kapanacağı baştan belliydi.

İşte o dönem bizim şanssızlığımız, bütün endüstriler çökünce, bir tanesine yüklenmek zorunda kalışımız oldu. Yoksa içinde erotik motif olmayan film iş yapmaz. Açıklanabilir istisnalar dışında konu ne olursa olsun, çağrışımlı da olsa erotik mesajlar olması lazım. Para kazanmak istiyorsan, yaptığın işi izlettirmek istiyorsan bu şarttır. O dönem içinde bizim para kazanma yolumuz buydu, bu kadar basit. Yoksa hiç meraklı değilim özellikle erotik filmler yapmaya. Meraklısı olan da yoktu şimdi yalan söylemeyelim. Bir sürü tiyatro sanatçısı aç kalmamak için girdi bu işlere. Mesela Aydemir akbaş birden o filmlerin starı oldu; hadi çaman, ali poyrazoğlu, alev sezer keza. Aydemir akbaş varsa komiklik mutlaka olacak. Sermet serdengeçti mesela, o da bir tiyatrocudur, bu dönemde çok filmde oynadı, hatta bu dönemde girdi sinemaya. Normal film yaptı mı bilmiyorum. Tamer yiğit'in oynadığı filmler daha aventür filmlerdi, ama kızlar yine vardı. İlgi çeksin diye adını halimenin kızları koyuyorduk sadece. Hakan balamir oynuyordu, ama soyunan, sevişen başka bir oyuncuydu. Baş oyuncuya göre seks dozu ayarlanıyordu böyle. Mesela Tamer yiğit oynuyorsa, kadın oranı düşer, daha aventür bir film çıkar. O komiserdir, polistir, doğru adamdır, onun yerine başkaları sevişir...”


Ekonomik kriz, ihtilal felan derken milletimiz kendini seks filmlerinde bulmuştu. Kısa süre sonra bu yerli sektör bir daha gelmemek üzere ülkemizden gitti. Oyuncuların çoğu işsiz kaldı, kimisi dini filmlere ağırlık verdi falan. Bu ekonomik krizde en fazla para Cüneyt Arkın'a teklif edilmiş. Ondan porno filmlerde oynaması istenmiş. Büyük ihtimal 100 milyon izlenirdi. Ama cücü mert adamdır kabul etmemiş. Cücü deyip geçmeyin o zamanlar çok seviliyor. Babam anlattı; bi gün arkadaşlarıyla cücünün filmine gitmişler. Film başlamış herkes sessiz. Sonra cücü bi gözükmüş herkes ayağa kalkıp alkışlayıp tezahürat yapmış. Neyse diyo demek adet böyle biz de bağırdık çağırdık. Sonra cücü bi daha gözükmüş yine herkes ayakta, cücü gülünce herkes kahkahayı patlatıyomuş onu döven olursa ana avrat küfür edeni mi arasın ağlayanı mı ararsın, kocaman bıyıklı bıyıklı adamlar hüngür hüngür ağlıyodu diyo babam. En son filmden çıkarken ne izlediğimizi anlamamıştık diyor, şimdi böyle bir adamın şey filmi olsa kim gitmezdi.


Ama bakıyosun şimdiki yerli diziler o zamanın çok tartışılan erotik filmlerini sollamış. Eskiden en çok izlenen filmler arasında ferdinin orhanın filmleri vardı. Bu filmlerin çoğunda bizim sanatçıların sevdiği kıza tecavüz ediliyor sonra bu bakire olmadığından intihar ediyor ardından arabesk şarkılar ağlıyorduk. Şimdi herhangi bir dizide bakire olmamanın verdiği acıyı erkek tarafı yaşıyor mu? Hayır. Daha beterleri bile gözüktü vaktiyle, gözükmeye de devam ediyor.


Şurda bizbize olduğumuz için samimi olmaya çalıştım hiç utanmaya arlanmaya gerek yok. Toplumumuz abaza ve buna yapacak bi şey yok kabullenmeliyiz, memleketimizin en masum köylüsünde bile ne hikayeler var inanmıyorsan aç flash tv izle, psikolojin sarsılır.


Sözü fazla uzatmayalım ve bundan sonrasını konusunda uzmanlara bırakalım;(yorumlar gerçektir ve değiştirilmemiştir)

*Ürün sanırım birkaç gün içerisinde elimde olacak. Bir arkadaşımla beraber bölüşerek kullanacağız eğer faydasını görürsek devam edip olası değişimleri muhakkak buraya yazacağım..Ürünü bu siteden sipariş ettik..Yaklaşık 6 aydır okumadığım yorum kalmadı hatta USA sitesine bile baktım..Denemekte fayda var diyorum ve değişimleri aktaracağım….Ozan, Kırıkkale

*arkadaslar ilk basa 3 hafta kullandim sonra biraz daha arastirdim ki pmpa desdegiyle daha etkili oluyormus 1.5aydir pompa ile beraber kullaniyorum pompa kulaninca 3 cm daha zuyo ve 2 katkalinlasiyor ama bi kac saat sonr eski halini aliyor yani kalici biseyolamdi henuz sadce hapla olucak gibi degil bence …S, Ankara

*Yaklaşık 2 aydır durumum içler acısıydı. Penisim kıpırdamıyordu ama bu ürün aldım ve kllandıktan 1 saat sonra..olanlar oldu. HARIKA BIR SEY... herkes denemeli.. %100 garantili. …Ercan, İstanbul

* Merhaba; sanki daha önce hiç cinsel ilişkiye girmemiş gibi hissettim kendimi boşa geçen zamanıma şimdi acıyorum… Sami, Hatay

*Ben 5 ay penisimi büyütmek için kullandım. Ereksiyon konusundaki dağınıklık düzene girdi penisimin boyutunda da hatırı sayılır gelişim olduğunu söylemeliyim. Arkadaşlara ilacın kullanımı sırasında boşalma sayısı artıyor.Ben başlarda buna çok şaşırdım. Gecede 2-3 olmaya başladı ve boşalma hep dolu dolu oluyor. Tavsiye ederim… Şaban, Aksaray




Şimdi sıkı durun, ... hapları  ile penisiniz tam tamına 3 inç (7,62 cm) uzayabilir! Üstelik 100% garantili.

3 yorum: